1. “bu anayasa mahkemesi’ni ben meclisin yapabilecegi bir değişiklikle kaldirabilir miyim? kaldirabilirim. … biz hem 1961 hem 1980′de anayasa mahkemesi’ne ihtiyac duymuşuz ve bunu anayasaya koymusuz. bunu değiştirebilir miyiz? değiştirebiliriz. üye sayisini değiştirebilir miyiz? değiştirebiliriz. görev sahasini değiştirebilir miyiz? değiştirebiliriz. yüce divan yetkisini alabilir miyiz? alabiliriz. her yasanin anayasa mahkemesi’ne gitmesini engelleyebilir miyiz? engelleyebiliriz. her şeyi yapabilirim, ben meclis’im”

  2. "Neticede demokrasi gerçeklerin rejimidir. Saçma sapan komplo teorileri üzerinde yapılan siyaset, demokrasiye değil kakokrasiye yakışır. Olumlu olumsuz her gelişmenin altında Amerikan parmağı aramak da aslında zihni tembelliklerin, gerçeklerden kaçış noktası değil midir? Pislikleri halının altına süpürmek ve bunlar açığa çıkınca da "Amerika halıyı neden kaldırdı" diye feryat etmek, hangi akla hizmet eder ki? "

  3. “Anayasa değişikliği paketinin kabul edilmesinden sonra Türkiye’nin daha demokratik, daha şeffaf, daha çağdaş, daha saygın ve daha zengin bir ülke olacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Zaten bu pakete ’Hayır’ diyenlerin, paketin içeriğiyle ilgili bir eleştiri getirdiğini duymadım. Çünkü bu paketin içerisinde eleştirebilecekleri bir şey de yok. Ama bu paketin içeriğini okuduktan sonra, paketin ülkeye neler kazandıracağını gördükten sonra bu pakete ’Hayır’ diyenin ya aklından zoru vardır ya da vatan sevgisiyle ilgili bir sıkıntısı vardır.”

  4. "Örnek Halkçı Parti, Anavatan Partisi ve Milliyetçi Demokrasi Partisi. Bunların hepsi yüzde 10 barajından medet umut siyaset yaptılar ama sonuçta kurumsal varlıkları bile kalmadı. Demokrasi işine geldiği kadar demokrasi olmaz. Kendine Müslümanlık da olmaz, demokratlık da olmaz. Demokratlık da Müslümanlık da evrensel kuralları olan hususlardır. Dağ başındaki bir kişinin oyuyla cumhurbaşkanın oyu eşit ağırlıktadır. Buna inanmıyorsak zaten demokrasiye inanmıyoruz. İki partili sistem savunusunu ve yüzde 10 barajından medet ummayı son derece antidemokratik tavır ve sözler olarak görüyorum. Millet zaten gereken cevabı verecektir"

  5. “Bazıları rahat durmuyor. Ya ne oluyor da yetmiyor mu? Otur oturduğun yerde. Makamsa makam, milletvekilliğiyse milletvekilliği, parlamentoya da giriyorsun, cumhurbaşkanı da oluyorsun. Ne istiyorsun? Rahat ol. Tutturmuşlar; ‘Kürt sorunu’. Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum. Kürt kardeşimin sorununa evet, Kürtçülüğe hayır”

  6. "Bu ve benzeri olayların başlangıcı ile ilgili açıkçası gurur da duyarım. Çünkü şundan dolayı; Türkiye'yi bilenler, tanıyanlar 10-15 yıl önce Türkiye hangi gündemlerle dünyanın kamuoyuna gelirdi veya Türkiye'nin problemleri neydi? Bugün ise Türkiye'nin problemleri ne? İstanbul'daki olayların başlangıcı aynı Washington'da, Londra'da, New York'ta olduğu gibi çevre bilinci, şehrin yapılması ile ilgili bu bina buraya yakışır, yakışmaz kaygıları ile ortaya çıkan bir olay. Bu tip problemler başta demokratik, gelişmiş ülkelerin problemleri. Türkiye'nin problemleri buna benzer problemler haline geldi. Önce bunun bilinmesini isterim."

  7. "Türkiye'deki gösteri yapma hakkını, örneğin Gezi Parkı'nı, sadece Avrupa'daki ülkelerle karşılaştırabilirsiniz, Ortadoğu ülkeleriyle değil. Eğer yanlışlar varsa bunlar kanunlar çerçevesinde ele alınır ama kimse Türkiye'yi basın özgürlüğünün, toplanma özgürlüğünün, adil ve özgür seçimlerin olmadığı ülkelerle karşılaştıramaz. Türkiye'deki bu gösterilerin, Avrupa'daki gösterilerle benzer olmasından onur duyuyoruz."

  8. "Baktık ki adaletsizlik olacak, ortaya bir ölçü koyduk. Şimdi söyleyeceğim hakkaniyetli mi değil mi siz söyleyin? Dedim ki kim ilçe olarak, yüzde olarak daha çok Ak Parti'ye oy verirse oradan başlayalım. Yani adaletsizlik yok. Yarış var, hepinize yapacağız. Sırasıyla dört sene içerisinde ben bunların hepsini bitirmek istiyorum. Ama önce nerden başlayacağız? Önce başlayacağımız yer en fazla oy yüzdesi verenden"